BARODAN HABERLER

Kadına Şiddet olgusu..

853 görüntülenme
13/01/2014
Kadına Şiddet olgusu..
ADANA BARO BAŞKANLIĞI Kadına Yönelik Şiddet konusunda Basın Açıklaması Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık: "Ülkemizde çocuk gelinler, umutsuz ve mutsuz kadınları oluşturmaktadır" 13.01.2014 Ülkemizin bir utanç kaynağı olan kadına yönelik şiddet olgusu ve çocuk gelin vakalarının artması insanlık onurumuzu yaralamaya devam etmektedir. Son olarak, Siirt'in Pervari ilçesinde 12 yaşında görücü usulüyle evlendirilen ve evinde ölü bulunan Kader Erten ile Şanlıurfa'da, 4 aylık hamile 33 yaşındaki Zehra A. kocası tarafından 22 yerinden bıçaklanarak öldürülmesi kadına yönelik şiddet olgusunu yeniden gündemimize taşımıştır. 6284 Nolu Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun 20 Mart 2012 günü Resmi Gazete'nin 28239 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Küçük yaştaki çocuğunun koruma altına alınıp alınmaması hususu, ikincisi ise bir çocuğun erken yaşta evlendirilmesi, aile içi şiddete karşı kolluk kuvvetlerinin devreye girmesi ve gerekli tedbirleri almasını da içermekte olan bir kanundur. Kadına karşı her türlü ayrımcılığın önüne geçilmesi için Uluslararası CEDAW sözleşmelerine ülkemiz de taraftır. CEDAW BM (Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) göre sözleşmeye taraf devletlere, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini önlemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Yine BM CEDAW komitesinin 19 nolu genel tavsiye kararında; " Kadınların temel insan hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını etkisizleştiren ya da ihlal eden cinsiyete dayalı şiddetin İnsan Hakları Evrensel Sözleşmesi 1. Maddesi anlamında ayrımcılık olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, BM Kadına Yönelik Şiddettin Ortadan Kaldırılması Bildirgesi kadına yönelik şiddeti tanımlamıştır. Buna göre; ister kamusal ister özel alanda, kadınlara fiziksel, cinsel-psikolojik acı-ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı eylem uygulama, tehdit etme, zorlama, keyfi olarak özgürlüklerden yoksun bırakılma şiddet olarak kabul edilmektedir. Kadınların nasıl doğuracağı, kaç çocuk yapacağı, ahlakı gibi konularda "rahim bekçiliği" yapan siyasetçiler, neden çocuk gelinler hakkında tek söz söylemiyor? Türkiye'de evlenen her üç kişiden birinin hâlâ 18 yaşın altında olduğu gerçeği, yürekleri burkmaktadır. TÜİK verilerine göre evlenen kız çocuklarının sayısı, erkeklerin 14 kat fazlasıdır. BM'ye göre, çocuk evliliklerinde dünya yedinciliğine yükselmiş bulunuyoruz! Daha da kötü bir veri, evlendirilen kız çocukların yüzde 35'inin "ikinci eş" olmasıdır. Çocuk gelinler, genelde yaşça büyük erkeklere, başlık parası karşılığında satılmaktadır. Ailelerin kız çocuklarını "gelin" olarak vermesindeki başlıca nedenlerden birinin, ekonomik gerekçeler olması, çocuk gelinlerin "hem sofradan bir kişinin eksilmesi" hem de "yeni geldiği ailede işçi" olarak görüldüğünü söylüyor. Yani kız çocukları, aile için gözden çıkartılabilecek "fazladan bir lokma". Gelin gittiği ailede de yediği yemeğin karşılığını, erkeğe cinsel hizmet ve ev işiyle ödemek zorunda olan bir hizmetli! Çocuk gelinler, evliliği oyun gibi görüyor ve bir hediye paketi gibi süslenip gönderiliyor. Çocuk gelinler sorununun anlaşılmasında, Medeni Kanun'un öngördüğü ve dinsel anlamda erginlik arasındaki farklılık, önemli. Avrupa ülkeleri arasında Gürcistan'dan sonra çocuk evliliklerinin görüldüğü ülke Türkiye'dir. Malesef ülkemizde, 15'inde çocuk gelin, 16'sında anne, 17'sinde umutsuz ve mutsuz kadınlar oluşmaktadır. Kamuoyuna saygıyla sunarım. Av. Mengücek Gazi Çıtırık Adana Baro Başkanı
Diğer Haberler