BARODAN HABERLER

"HUKUKA İNANALIM"

937 görüntülenme
06/04/2014
Dün avukatlar günüydü. Gazetelerde baroların "hukuk devleti" özlemini, duyarlılığını dile getiren ilanlar var. Adana Barosu bu vesileyle çok değişik bir atılım yapmış; kentte, ortaokul-liseler arası "hukuk ve insan" konulu bir resim-kompozisyon yarışması açmış... Baronun davetiyle bir konuşma için Adana'ya gittiğimde yarışma resimlerini gördüm, kompozisyonları okudum. Keşke diğer barolar, bu örneği izlese! Gördüklerimden çok etkilendim. Sizin de etkileneceğinize eminim. Köşemi bugün Adana'nın parlak çocuklarına bırakıyorum... Altta yarışma birincisi, Manas Ortaokulu 8. sınıf öğrencisi Ali Emre Kuş'un resmini görüyorsunuz. Resmin bir köşesinde gökkuşağından atlayan çocuklar, gözü bağlı adaletin bağını çözmeye çalışıyor! Sol köşede, "kadın cinayetleri" anlatılıyor. Aşağıda "çocuk işçiler" dikkat çekiyor. Kızlı erkekli, iki çocuk, adaletin terazisine asılmışlar, onu dengelemeye çalışıyorlar! Adalet tanrıçasının arkasında, bastonlu adamın yanında bir "çocuk gelin" görülüyor. En alt köşede YGS, KPSS rezaletleri öne çıkarılıyor... İkinci (Kâzım Karabekir Ortaokulu) Meryem Özdemir ve 3. (Yaltır Kardeşler Ortaokulu) Melisa Özoğur'un resimleri de bir o kadar etkileyici inanın. Onları sırf yerim olmadığı için alamıyorum... 'Kanat çırpma şansımız' Kompozisyon yarışması birincisi, Piri Reis Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Ezgi Akgün; "İnsan ne ile mutlu olur? Sevinçlerini, kederlerini, düşüncelerini nasıl ortaya koyar? Düşünceler ve onları ifade edilşimiz bizi biz yapan değerler arasındadır" diye başlıyor söze ve şöyle devam ediyor:"Bize bir kuş misali istediğimiz yerde kanat çırpma şansını veren şey demokratik ortam ve özgürlüğümüzdür... Biz olmak, benliğimizi yaşamak sadece özgürlükle olmaz. Özgürlükler sınırları ile bilinmeli ve kullanılmalıdır. Sınırları ve düzeni sağlayan ise hukuktur. Hukuksuz bir toplum unutulmuş, kurumaya mahkûm bir ağaca benzer. Ufak bir meltem ile eğilir dalları. Esen sert rüzgârlar kuralsızlıklara benzer. Hukukun rolü ise güneşi bizlere tüm tebessümüyle sunan, doğayı yeşilliğe boğan ilkbahardır. Ancakhukuk hiçbir zaman tek başına yeterli olmamıştır. Bireylerin her biri yapabileceklerinin ve sorumluluklarının bilincinde olmalıdır..." Hukuk, Adanalı öğrencilerin zihninde "gökkuşağı" ve "bahar" imajlarıyla özdeşleştiriliyor. Hepsi de 10. sınıf öğrencisi olan yarışmacıların kompozisyonunda döne döne "hukuk bilincinin önemine" vurgu yapılıyor... 'Hukuk sizsiniz' Muazzez Topal; "Hukuk kurallarını, haklarımızı bilmeliyiz" diyor örneğin ve ekliyor: "Haklarımızı hukuk kuralları çerçevesinde aramalıyız. Kimsenin özgürlüğünü kısıtlamamalıyız. Kimse de bizim hak ve özgürlüklerimizi kısıtlayamaz!" Beyza Düz aynı şekilde "farkındalığa" atıf yapıyor; "Bir bireyin hukukun farkında olması, hukukun tam anlamıyla sağlanabilmesi için çabalaması gerekmektedir.İnsan ve hukuk arasındaki bu önemli ilişkiyi, temeli oluşturan bizler sağlamalı, ayakta tutmalı, sürdürmeliyiz." Melisa Serin; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 2. maddesine atıfla; "Unutmamalıyız ki" diye ekliyor: "tüm insanlar hakları, onurları eşit ve özgürdoğarlar. Hukuk aslında sizsinizdir! Hukuk sizin verdiğiniz kararlardır. Ve ne olursa olsun asla hakkınızı korumaktan, hukuka inanmaktan vazgeçmeyin." Ecem Sena Mutlay; "yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığını" öne çıkarıyor: "Hukuk devletlerinde, güçler ayrılığı ilkesiyle yasaları yapan, uygulayan ve uyulmasını sağlayarak uymayanı cezalandıran birimler ayrılmış ve kararların yanlı, haksız olmasının önüne geçilmiştir" diyen Ecem ekliyor: "Montesquieu: 'Güç gücü durdurmazsa yetkiler kötüye kullanılır, özgürlükler de tehlikeye girer' (der). Hukuk kuralları çerçevesinde yöneticiler ve kamu görevlileri de her birey gibi yaptıkları işlerden sorumlu tutularak, herhangi bir haksızlıktacezalandırılmalılardır... Hukuk bağımsız olmalıdır. Yönetimde, bireylerin seçme ve seçilme hakkı olmalıdır, herkes düşüncesini özgürce aktarmalıdır..." Yarışma 2.'si, Piri Reis 10. sınıf öğrencisi Dilara Esgici ise hukuğu çiğeneyenleri, "mızıkçı çocuklara" benzetiyor: "Çocuktuk..." diye başlıyor Dilara: "Okumayı, yazmayı bilmediğimiz yaşlardayken aklımız henüz sadece oyuna ererken bilyelerimizi alanlara, oyunlarda mızıkçılık yapanlara sesimizi yükseltirdik. Haksızlık yaptığını dile getirirdik. Her ne kadar hakkın ne olduğunu... tam bilmesek de en saf, en temiz duygularla hakkımızı arardık. Şimdi büyüdük daha fazla insanla, daha fazla haksızlıkla karşı karşıyayız.Bu durumdayken hakkın, hukukun tam olarak ne olduğunu bilmemiz gerek. Çünkü bizi var eden haklarımızdır!" "Gezi kuşağı" ardından bu çocuklar geliyor. Böyle bir Türkiye de var! NİLGÜN CERRAHOĞLU
Diğer Haberler