BARODAN HABERLER

HERKES İÇİN ADİL YARGILANMA HAKTIR

470 görüntülenme
03/09/2012
HERKES İÇİN ADİL YARGILANMA HAKTIR
Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, 2012-2013 Adli Yıl Açılışı nedeniyle basın açıklaması yaptı. "Davanın adının ne olduğunun önemi yoktur. Herkes için adil yargılanma haktır" Adana Barosu Başkanı Aziz Erbek, 2012-2013 Adli Yıl Açılışı nedeniyle Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde şehit olan güvenlik güçlerine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türkiye halkına başsağlığı diledikten sonra basın açıklamasına başladı. Av. Erbek, son saldırılar ele alındığında PKK'nın hak arayışında olmadığının daha net belli olduğuna vurgu yaptı. Baro Başkanımız Av. Aziz Erbek'in basın açıklaması aşağıdadır. " Değerli meslektaşlarım, Değerli basın Mensupları, Sözlerime başlarken sizleri baro başkanı olarak ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 2012-2013 Adli Yılı'nın avukat, hakim, savcı, noter meslektaşlarımız ile yargı çalışanlarına, ulusumuza, ülkemize ve bütün bir yargı örgütüne hayırlı olmasını, esenlik içinde geçmesini diliyorum. Geçtiğimiz yargı yılında emekli olan veya mesleki çalışmalarını sona erdiren bütün meslektaşlarımızı saygı ve şükran duygularıyla anıyoruz. Ebediyete intikal etmiş olanların özellikle çok yakın geçmişte kaybettiğimiz değerli meslektaşlarımız Bahattin Yıldız ile 1990-1994 yılları arasında Adana Baro Başkanlığı yapmış olan Aydın Coşar'ın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, kendilerine Allah'tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Değerli meslektaşlarım, Dünya denilen gezegende yaşam adına kıpırtı başladığından beri çok acılar yaşandı, çok engeller aşıldı. İnsanoğlunun beyninin kıvrımlarında uygarlık adına dolaşan her şey beraberinde evrenin yok oluşunu da hazırlayan kötülüklere yol açtı.Dünya savaşları, çevre kirliliği, salgın hastalıklar, kıtlık, çölleşme ve benzeri daha bir çok şey insanın ne kadar büyük kötülükleri yapabileceğini gösterdi.Ama bunların hiç birinin yaptığı tahribat bugünün sözde uygarlıklarının yaptığı kötülük kadar etkili olamadı.Zamanların en kötüsü yaşadığımız şimdiki zamandır.Şimdiki zaman, bütün kutsalların zorbalığa esir edildiği aptallık çağıdır.En karanlık mevsim, en büyük yalnızlıktır. Ulusumuz adına ülkemizin geleceğine umutla bakmak, coşkuyla hazırlanmak istiyoruz. 90 yıl önce büyük acılarla kurulan cumhuriyet, az zamanda çok işler yaparak bugüne geldi.Ayağımıza takılan onca çelmeye rağmen, bugün dünyanın en büyük ve güçlüleri arasına girmeyi başardı. Bugün ise dünden çok daha büyük sorunlar yumağının içerisine itiliyoruz. Endişemiz büyüktür. Kaygım derin, Büyük önder M. Kemal Atatürk'ün o büyük sözünden hiçbir belirti kalmamış olduğunu yaşamak içimizi yakıyor. Bununla da Kalmıyor, bütün Avrasya'yı yakacağa benziyor. Bölgemizdeki anti-demokratik, insan haklarının olmadığı zorba yönetimlerin gitmesi için vakit çoktan geçmiştir. Ancak emperyalist hedeflerin gerçekleşmesi için yaratılan huzursuzluklar içinden çıkılamaz bir kaosu yaratmaktadır. Bugün dünden daha çok savaşa karşı çıkma zamanıdır. "Yurtta Sulh, Cihansa Sulh"" deme zamanıdır. Bütün emperyalist politikalara karşı çıkmak bir insanlık görevidir. Uluslar arası barış hukukunun uygulanması için mücadele etmek hukukçu olmanın bir gereğidir.Biz bunu ulusal ve mesleki bir görev olarak kabul ediyoruz.Dünyanın bütün ülkeleri dostluk, halkları kardeşlik temelinde ilişkilerini sürdürmelidir.Savaşın hiç kimseye faydası olmamıştır, olmayacaktır. Hükümetler demokrasi önündeki bütün engelleri ortadan kaldırmalıdır. İnsan hak ve özgürlüklerinin en geniş anlamda uygulanabilmesi için çaba göstermelidir.Bugün ülkemizdeki hukuk uygulamaları bakımından bu standardın çok altında kalındığı açıktır. Türkiye İnsan Hakları Vakfınca hazırlanan rapora göre 2003-2011 yılları arasında İnsan hakları ihlalleriyle ilgili durum şudur: Faili Meçhul Cinayetler : 121 Gözaltında ve Cezaevinde Ölümler : 232 Yargısız İnfaz ve Güvenlik Kuvvetlerinin Ateşiyle Ölümler : 331 A.İ.H.M.' nin 2011 Raporuna Göre hakkında en fazla Mahkumiyet kararı verilen ülke Türkiye'dir.Mahkumiyetin en önemli nedenleri şunlardır : 1- Adil yargılama hakkının ihlali 2- Yargılama sürelerinin uzunluğu ve tutukluluk süresi 3- Kötü muamele 4- Etkili soruşturma hakkının ihlali 5- Mülkiyet hakkının ihlali Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün 179 ülkeye ilişkin yaptığı çalışmaya göre "Dünya Basın Özgürlüğü Göstergeleri bakımından Türkiye'nin basın özgürlüğündeki yeri şöyledir : 2007 yılında 101.sırada, 2008 yılında 102.sırada, 2009 yılında 122.sırada, 2010 yılında 138.sırada, 2011 yılında ise 148.sıradadır. 2012 yılında hapisteki gazeteci sayısı 106'dır. Hapisteki gazeteci sayısı 3 yıl içinde 3 kat artmıştır. Değerli Meslektaşlarım, Mevcut delil durumuna göre yargılama yapılıp, sonunda verilecek hükme göre sanıkların "tutuklanıp, tutuklanmayacakları" na karar verilmesi gerekir iken "savunma dahi alınmadan, sanıkların dosya oluşuna "uygun olmayan" gerekçelerle tutuklanmaları veya "tutukluluk hallerinin devam" ettirilmesi doğru değildir. Bu çağda ülkemizin hiçbir yurttaşı buna layık değildir. Davanın adının ne olduğunun önemi yoktur: Hizbullah, Ergenekon, Balyoz, KCK. Herkes için adil yargılanma haktır, Herkesin insan hakları saygıya layıktır. Horosanlı şairin bir beyti çok anlamlıdır : "İster isen mülk-i hüsn âbâd ola dâd eyle kim. Padişehler dâd ile mülkünü âbâd eyledi." Bugünün Türkçesiyle söylenen şudur: "Ey Sultan Güzellik ülkesini bayındır eylemek istiyorsan adaletli davran; ki padişahlar yurtlarını adalet ile âbâd edeler. Çağdaş demokrasi standardının sağlanabilmesi amacıyla yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anayasanın bir toplum sözleşmesi olabilmesi için bütün katılım koşullarının en geniş şekilde sağlanmasına özen gösterilmelidir. Bu anayasanın özellikle iki temel başlıkta yapacağı demokratik düzenlemeler, bugün yaşanan bir çok sorunun çözümüne imkan sağlayacaktır. Bunlardan bir yargının kalitesinin yükseltilmesiyle birlikte tam bağımsızlığının sağlanmasıdır.Diğer ise kişi hak ve özgürlüklerinin faşizan zihniyetten uzak şekilde demokratik zenginlik içerisinde kabul edilmesi olacaktır. Adalet mekanizmasının sağlıklı çalışmaması, her gün kamuoyuna yansıyan, vicdanlarda soru işaretleri oluşturan yanlış uygulamalar, Ceza ve hukuk usulüne aykırılıklar, özellikle iletişimin dinlenilmesindeki yasaya aykırı işlemler, davaların ve tutukluluk sürelerinin makul süreyi aşacak derecede uzaması, toplumda kuşku ve endişe yaratmaktadır.Yargıya olan güven duygusunu gitgide azaltmaktadır. Türk yargısı hukuk üretememektedir.Üretilen hukuku içselleştiremeyen yargı, mevcut haliyle giderek çözülmesi güç bir sürece ilerlemektedir.Bunun gecikmeksizin değerlendirilmesi ve çözümü için çalışma başlatılması yurtseverlik görevidir.Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, yargının sujelerince de içselleştirilmesi gerekmektedir. Hakim ve savcılar "yönetimi " denilebilecek uygulamalar sakıncalıdır. Tutuklama ve tutukluluk halinin devamı hakkındaki olumlu düzenlemelerin mahkemelerce uygulanmaması gelinen aşamanın tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. Bir ülkede hukuka, adalete güven kalmazsa, düzen de kalmaz. Adil, bağımsız ve etkin bir yargı sistemi oluşturulmadan, huzur ve barış düzenini sürdürmekte mümkün olmaz. Yargının bu durumda olduğu bir yerde doğal olarak avukatların sorunlarının çözümü de mümkün olmaz. Yargılama faaliyetlerinde sav, savunma ve hüküm verme erki bir bütündür.Birlikte yargı düzenini oluşturmaktadır.Düzenin bütününde yaşanan sorunların çözümüyle, avukatlar da savunma görevini çağdaş standartlarda yapabilecektir. Bu genel yaklaşımla birlikte, avukatlığa kabul ve staj süresinin nitelikli geçirilmesi için Avukatlık Kanunu'nda gecikmeksizin, derhal düzenleme yapılması gerekmektedir. Değerli meslektaşlarım, Bütün bu olumsuzluklara rağmen büyük önder M.Kemal Atatürk'ün gösterdiği aydınlık yolda yılmadan ilerleyeceğimizden, üniter yapı içerisinde çağdaş demokrasi ve insan haklarından vazgeçmeyeceğimizden, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti olmanın koşullarını tam anlamıyla yerine getirmiş bir Türkiye'yi en kısa sürede görmek için çabalarımızın devam edeceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın . Emperyalist güçlerin maşası olmaktan başka hiçbir meşruiyeti bulunmayan terör örgütünün güya hak arayışı adına yıllardır sürdürdüğü ve binlerce masum insanın canına mal olan şiddet ve terör eylemlerinin en büyük insanlık suçu olduğu ve hain amacına ulaşamayacağına olan inancımız tamdır. Bu anlamlı günde beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, sizlere en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum." 03.Eylül. 2012 Av.Aziz ERBEK Adana Barosu Başkanı
Diğer Haberler