BARODAN HABERLER

EVRENSEL İNSAN HAKLARI....

862 görüntülenme
10/12/2013
EVRENSEL İNSAN HAKLARI....
Adana Baro Başkanlığı'nca, insan Hakları konusunda uluslararası hukukta en önemli belge olarak nitelendirilen 'EVRENSEL BEYANNAME'nin kabul edilişinin 65. yılında düzenlenen "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Işığında İnsan Hakları Ve Savunma Mesleği" konulu konferansa; Av. Jacqueline Scott (ABD Barosu Uluslararası Avukatlar Birliği İnsan Hakları Direktörü) Prof. Av. Fikret İlkiz (İstanbul Barosu) ve Av. Dr. Serhat Eskiyörük (Adana Barosu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı), Av. Mustafa Çinkılıç (Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı) konuşmacı olarak katıldı. Programın sunumu Adana Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. A. Faruk Ulaş tarafından yapıldı. Av. Ulaş, ayrıca, Güney Afrika'nın lideri ve Nobel ödülü sahibi Nelson Mandela'nın (Madiba) ölümüyle ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı. Daha sonra Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık söz aldı. Av. Çıtırık, konuşmasında şunları söyledi: " Değerli misafirlerimiz, sevgili meslektaşlarım, mesleğimizin gelecekteki temsilcileri siz değerli stajyer avukatlarımız hepinizi şahsım ve yönetim kurulum adına saygıyla selamlıyorum. Özgürlükler, insan hakları ve demokrasi adına yaptığı önemli katkıları nedeniyle Nelson Mandela'nın vefatından dolayı üzgün olduğumu belirterek sözlerime başlıyorum. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi teknik hukuk yönünden tavsiye niteleğindeki kararlardır. Bağlayıcılığı yoktur. 360'ın üzerinde dile çevrilmiş, AİHS ve ABD İnsan Hakları Sözleşmesi giriş bölümlerinde yer alması, yayınlandığı dönemlerden sonra dünyada yapılan anayasalarda insan haklarının kavranması, gelişmesi ve tanınması anlamında önemli bir bildirgedir. 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 Sayılı Bakanlar Kurulu ile "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Resmi Gazete ile yayınlanması yayımdan sonra okullarda ve diğer eğitim müesseselerinde okutulması ve yorumlanması ve bu Beyanname hakkında radyo ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması" kararlaştırılmıştır. Madde 1- Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar demektedir. Ancak ülkemizde Gezi eylemleri sırasında 6 insanımızın öldürüldüğü, 11 insanımızın gözünü kaybettiği, 78 kişinin ağır yaralandığı, 130 bin biber gazı kapsülünün kullanılmış ve bu rakam 14 Avrupa ülkesinin bir yılda kullandığı biber gazının 2 katına denktir. TOMA'larla tazyikli su ile biber gazı, polis copuyla, uluslararası sözleşmeler, anayasa ve yasalarla güvence altına alınan demokratik haklardan olan toplantı ve gösteri hakkı maalesef güvenlik kuvvetlerince devlet terörü olarak nitelenecek uygulamalarıyla bastırılmaya çalışılmıştır. Sadece Gezi eylemleri sırasında siyasi iktidarı eleştirdiği için 71 gazeteci kapının önüne konulmuş ve halen 64 basın mensubu sadece gazetecilik faaliyetinden dolayı tutukludur. Türkiye'yi maalesef "yazarına sahip ol, yoksa karşıma gelip ağlama" diyen zihniyet yönetmektedir. Anayasa ile güvence altına alınan kişi ve hukuk güvenliğinin sağlanması ve bu konularda denetim ve gözetim baroların yetkisindedir. Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler Bildirgesi (Havana Kuralları) Avukatların meslek örgütleri, mesleki standartların ve meslek ahlakının yüceltilmesinde, üyelerinin baskıya, haklarının kısıtlanmasına ve ihlal edilmesine karşı korunmasında, ihtiyacı olan herkese adli hizmet sağlanmasında ve hükümet ve diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak adaletin ve kamu yararının daha fazla gerçekleştirilmesinde hayati role sahip olduğundan; Avukatların görev sorumlulukları 1. maddesi avukatların, adaletin dağıtımında temel bir unsur olarak, her zaman mesleklerinin onur ve itibarını korurular. Avukatlık Faaliyetinin Güvenceleri; 1- Hükümetler, avukatların hiçbir baskı, iengelleme, taciz veya yolsuz bir müdahale ile karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini ifade ve örgütlenme özgürlüğü: Avukatlar, özellikle hukukla - adalet sistemiyle ve insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasıyla ile ilgili konularda kamusal tartışmalara katılma hakkına sahiptir. Uluslar arası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerini kullanmaya çalışan insanlara her türlü devlet terörünün uygulanması, üstlendikleri dosyalardan dolayı mesleğinin ifası için çalışan 28 avukat meslektaşımızın tutuklanması ise tam anlamıyla hukuk skandalıdır. 2013 yılı savunma mesleğine, onun temsilcilerine ve avukatların örgütlü sesi olan barolara açılan davalarla, demokratik taleplerini ortaya koyan avukatların evleri olan adliyelerde yerlerde sürüklenmeleri, yaka-paça gözaltına alınmaları, üstlendikleri davalar nedeniyle tutuklanmaları, savunmanın yok sayıldığı, şekli unsur olarak görüldüğü, olsa da olur olmasa da olur anlayışı ile savunmanın sesi kısılarak, topluma barolar üzerinden mesaj verilmeye çalışılarak geçmiştir. Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan Ethem Sarısülük davasının savcısı ve üyelerinin uyukladığı, sanık polis memuru A.Ş. nin duruşma öncesinde Şanlıurfa Koruma Şube Müdürlüğüne atandığı, ilk duruşmada peruka ve gözlük takılmış, halen ifade verememiştir. Eskişehir'de öldürülen üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz davasına gelince; 1 polis memuru ve 5'i tutuklu 8 sanıklı dosya Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülürken, kamu güvenliğinin sağlanmasında güçlük yaşanacağı ve provakatif olaylar nedeniyle Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesine verilmiştir. BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 25. maddesine göre; devletler yurttaşlarının siyasi haklarını kullanma ve katılım hakkını düzenleme yükümlülüğüne rağmen; 12.11 2011 de yapılan genel seçimlerden bu yana 8 milletvekili tutuklu iken, yakın zamanda Mehmet Haberal ve dün akşam itibariyle Mustafa Balbay tahliye edildi. Temennimiz diğer tutuklu milletvekillerinin de tahliye edilmesidir. Sözlerimi Necati Cumalı'nın 'Hürriyete Övgü' isimli şiiriyle noktalamak istiyorum: Boşuna değil dökülen kan Hatıran daha aziz çıkacaktır Bu felaket senelerinden Asırlardır bu böyledir Bütün kötülükler geçer Yaşar iyi ve güzel olan Sen çalışmanın ve düşünmenin hakkısın Kanunların, nizamların üstünde Talihisin insanlığın Her sevgi hayatla biter Yalnız senin aşkın kalır Genç çocuğa babadan Boşuna değil dökülen kan Şehirlerde, köylerde çocuklar büyüyecektir Daha zeki daha çalışkan Bütün acılar unutulacak Şarkılar daha yürekten söylenecektir Yıkılan evler köprüler Daha sağlam kurulacaktır tekrar Yeniden fabrikalar yükselecek Tarlalar genişleyecektir Boşuna değil dökülen kan Tarihin akışından anlıyorum Kuvvet zamanla yıkılır Yalnız senin uğrunda ölür insan Yarası acımadan." Av. Jacqueline Scott (ABD Barosu Uluslararası Avukatlar Birliği İnsan Hakları Direktörü) konuşmasında, Türkiye'deki Gezi Parkı olaylarına değindi. Scott, şunları kaydetti: "Gezi olayları bir uyanıştı. Bu olaylar sırasında Adana Barosu'nun verdiği destek gerçekten güzeldi. Barodan 135 gönüllü avukat, oradaki sivillere yardım için koşmuş, yaşanan olayların delillerini toplamak için var güçleriyle çalışmış. Baro olarak tüm sorumluluklarını başarıyla yerine getirmesi takdir edilmektedir. Biz, insan hakları ihlalleri ile ilgili Adana Barosu ile temas ve diyalog içerisindeyiz. Hükümetlerin, avukatların özgürce seyahat edebilmesi, özgürce savunma yapabilmesi, müvekkilleriyle rahatça görüşebilmesini sağlaması ve bunların yapılması sırasında avukatları madden ve manen baskı altına almaması çok önemli. Ayrıca avukatların yaptıkları savunma nedeniyle sorumlu ve suçlu bulunmaması, delil ve tanıklara rahatça ulaşabilmesinin de sağlanması elzemdir." Uluslararası Avukatlar Birliği İnsan Hakları Direktörü Jacqueline Scott, insan haklarının en önemli savunucularının avukatlar olduğuna dikkati çekerek, "Bir ülkede insan haklarına müdahale varsa o ülkede avukatların haklarına müdahale var demektir. Hakim ve avukatların adil savunma ve yargılama haklarının korunması ve geliştirilmesi, bir ülkenin gelişmişlik göstergesidir. Bu konuda belirlenen evrensel ilkeler çerçevesinde gereken destek verilmeli. Hükümetlerin görevi, avukatlara yeterli kaynağı sağlamak ve herkese avukat bulundurma imkanını oluşturmaktır. Beyanname ile birçok insan hakkının resmi olarak tanınmasına rağmen bağlayıcı özelliği bulunmadığı için çoğu ülkede insan hakları ihlalleri sürmektedir." Adana Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Mustafa Çinkılıç da, İnsan Hakları, Türkiye ve Barolara ilişkin konularda görüşlerini ifade etti. Av. çıtırık, "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ni 64 yıl önce imzalamış olmamıza rağmen okullarda ders olarak okutulmamış, radyolarda ve gazetelerde neşriyat olarak yayımlanmamıştır. Eğer öyle olsaydı bugün Türkiye buralarda değil, başka noktalarda olurdu " dedi. Av. Dr. Serhat Eskiyörük ise (Adana Barosu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı) Uluslararası Hukuk Kuralları ve Türkiye'deki hukuk sistemi üzerinde görüşlerini açıkladı. Prof. Av. Fikret İlkiz de (İstanbul Barosu) konuşmasına vefat eden Güney Afrikalı lider Nelson Mandela'yı anarak başladı. İlkiz, şunları söyledi: "İnsan Hakları konularında bazı soruları sormak gerekir. Bazı tarihleri unutulmamak gerekiyor. 10 Aralık 1948 de unutulmaması gereken bir tarihtir. Bir çok sözleşmenin başlangıcına kaynaklık eden İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, yüzyılların bildirisi olmayı hak ediyor. Çünkü, gerçekten temelinde savaşa karşı, faşizme karşı, nazizme karşı verilen mücadeleyi o mücadeyi vermiş olan insanların, kanları, gözyaşları ile anıtlaştırdıkları insan hakları kavramı vardır" diye konuştu. Konuşmalarının ardından konuklara Adana Barosu tarafından teşekkür plaketleri takdim edildi.
Diğer Haberler