BARODAN HABERLER

ERZİNCAN’DA ALTIN MADENİ İŞLETMESİNDEKİ PATLAMA SONRASINDA20 TON SİYANÜR SOLİSYONUN KEBAN BARAJ HAVZASINA BULAŞMASI BÜYÜK ENDİŞEYE YOL AÇIYOR

143 görüntülenme
26/06/2022
ERZİNCAN’DA ALTIN MADENİ İŞLETMESİNDEKİ PATLAMA SONRASINDA20 TON SİYANÜR SOLİSYONUN KEBAN BARAJ HAVZASINA BULAŞMASI BÜYÜK ENDİŞEYE YOL AÇIYOR

ERZİNCAN’DA ALTIN MADENİ İŞLETMESİNDEKİ PATLAMA SONRASINDA20 TON SİYANÜR SOLİSYONUN KEBAN BARAJ HAVZASINA BULAŞMASI BÜYÜK ENDİŞEYE YOL AÇIYOR

 

BAŞKANIMIZ Av. SEMİH GÖKAYAZ:

“MADEN DERHAL KAPATILMALIDIR”

 

21 Haziran Salı günü saat: 02.45’de Erzincan İliç İlçesi Çöpler Mevkii’nde uluslararası bir şirket tarafından işletilen altın madenine siyanür taşıyan boru hattında meydana gelen patlama sonrası saat 05.00’e kadar yaklaşık 20 ton siyanürün, Keban Baraj havzasına bulaştığı tespit edilmişti.

 

Türkiye’nin ikinci büyük altın maden şirketi hakkında İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatırken, siyanür havuzundaki sızıntı nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı firmaya 16 milyon 441 bin TL idari para cezası kesildiğini açıklamıştı. Ancak madende altın ayrıştırma işlemi 24 saat aralıksız devam edildiği ifade ediliyor. Fırat Nehri üzerinde kurulan İliç barajına siyanürlü sular bulaştığı öğrenildi.

Baro Başkanımız Av. Semih Gökayaz, konuya ilişkin yaptığı açıklamasında;    

“Benzer vakalar periyodik olarak başka illerimizde de yaşandı. Şirketler her defasında bu duruma aldırış etmeden kapasite artırımı için başvuru yapabiliyor. Deprem riskinin de olduğu bölgede jeolojik hareketlilik olmadan boruların patlamasıyla adeta felakete davetiye çıkarılıyor. Mesele sadece İliç havzası ile sınırlı değil. Barajlara kimyasal sızma ihtimali bir gerçekliğe dönüşmüşse Erzincan dışında 20’ye yakın il’de tarımsal alanın etkileneceğinin öngörülmesi zor değil. Böylece, tüm Güney Doğu Anadolu bölgemiz ve ortadoğu doğrudan tehdit altında! Umarım düşündüğümüz kadar korkutucu değildir. Olayın seyri bize Çernobil’i andırıyor..

50 yıl sonra ülkede temiz tatlı suyu bulamayabiliriz. Altın uğruna tarımsal ve yaşamsal öneme haiz yaşam kaynaklarımızdan vazgeçmemeli. Bölgemizi çok iyi korumalıyız.

 

Altın rezervinin en büyük olduğu İlçede gerekli tedbirler alınmadan, arıtma tesisleri kurulmadan, 2010 yılından beri siyanür ile altın çıkarılıyor. Altın arama sahası; doğanın yanı sıra sağlığımızı da tehdit etmektedir.

Su kaynaklarının yok edilmesine, biyoçeşitliliğinin kaybedilmesine, sağlıklı gıdaya erişilmesine, hava, toprak kirliği gibi birçok zarar ve ihlali bir arada getiren felaket karşısında hiçbir canlı zarar görmeden maden şirketinin ruhsatı iptal edilerek, altın arama faaliyetleri derhal durdurulmalıdır.

 

Ekolojik yıkımların toplum sağlığında yarattığı tahribatlara karşı mücadelemizi yükseltmeliyiz…

 

Ülke hepimizin. En çok da bizden sonraki neslimizin…

Ülkenin dört bir yanını, rant için yok etmenize izin vermeyeceğiz.

Bir ülkenin geniş alanda yok olmasına göz yummayacağız.” İfadelerini kullandı.

Diğer Haberler