BARODAN HABERLER

Devlet, kadına yönelik şiddetin bitmesini istemiyor

967 görüntülenme
18/12/2015
Devlet, kadına yönelik şiddetin bitmesini istemiyor
Aile Mahkemesi eski Hakimi Eray Karınca, AKP'nin övünerek anlattığı Aile Mahkemeleri'nin sorunları çözmek yerine aksine derinleştirdiğini ifade etti. Bu mahkemelerin 'Toplumsal Barış Mahkemesi'ne çevrilmesi gerektiğini, "çünkü kadına yönelik şiddet ve katliam biterse toplumsal barış da sağlanmış olur" sözleriyle açıklayan Karınca, gücünü oradan alması nedeniyle devletin, kadın cinayetlerinin bitmesini istemediğini de kaydetti. 1984 yılında imzalanan CEDAW sözleşmesinin bir gereği olarak kadına yönelik şiddeti önlemek amacıyla kurulan Aile Mahkemeleri'nin, sorunu çözmek bir yana kadına yönelik şiddeti meşrulaştırma aracı haline dönüştü. Bu durumu, Aile Mahkemesi eski Hakimi Eray Karınca da kabul ediyor. Yıllarca Ankara'da Aile Mahkemeleri'nde hakimlik yapan Karınca, sistemi ve sistemin çıkmazlarını anlattı. 'AİLE MAHKEMELERİ MEVCUT SORUNLARA ÇÖZÜM DEĞİL' Türkiye'de kadın-erkek arasındaki eşitsizliğin giderilmesi amacıyla bu mahkemelerin kurulduğunu hatırlatan Karınca, günümüzde toplumun ulaştığı iş bölümü, organizasyon ve modernleşmenin sonucu olarak geleneksel aile modelinin artık sorunları çözmeye yetmediği için böyle bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Karınca, ancak mevcut yapılanmanın da sorunu çözmediğini, aksine derinleştirdiğini dile getirdi. 'MAHKEMELER, KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ KUCAKLARINA ATILMIŞ BOMBA OLARAK GÖRÜYOR' Aile Mahkemeleri konusunda Türkiye'nin artık bir karar vermesi gerektiğini ifade eden Karınca, "Türkiye, ya Aile Mahkemeleri'ni kuruluş amacına uygun bir işleme döndürmeli ya da cezaevi yapmalı. Aile Mahkemeleri'nde bir bunalma söz konusu; gerek kamuoyu baskısından dolayı, gerek emniyet, gerekse de mahkemeler kadına yönelik şiddeti kucaklarına atılmış bir bomba olarak görüyor. Bir an önce elimden çıkarayım mantığı ile yaklaşılıyor. Ama sorun çözeyim şeklinde yaklaşmıyorlar" dedi. 'TÜRKİYE'DEKİ DAVALARDA ADİL BİR SONUÇ HEDEFLENMİYOR' Mahkemelerin özellikle kadına yönelik şiddet davalarında "iş bitirme, dosyayı karalama, bir an önce karar vereyim elimden çıksın" mantığı ile ele aldığının altını çizen Karınca, "Görülen davalarda adil bir sonucun hedeflendiğini düşünmüyorum. En önemlisi de bu mahkemelere bakan hakim ve avukatların öncelikle toplumsal cinsiyet konusunda duyarlı olması gerekir" diye konuştu. AİLE MAHKEMELERİ 'TOPLUMSAL BARIŞ MAHKEMELERİ' OLMALI Karınca, bu konudaki sözlerini şöyle sürdürdü: "Aile Mahkemeleri, gerçek işlevi olan kadın ile erkek arasındaki sorunları çözmeye yönelik çalışırsa kadına yönelik şiddet de azalır. Bu mahkemeler çözüm odaklı olmalıdır. Hatta Aile Mahkemeleri'nin adı değişmeli Toplumsal Barış Mahkemesi olmalıdır. Çünkü her şey kadın ile erkek arasında olan ilişkiden başlıyor. Biz toplumsal barışı sağlamak istiyorsak, önce orada barışı sağlayacağız. Burada barış sağlarsak sokakta da adaleti sağlarız. Şiddeti azaltırız." Türkiye'de kadının hiçbir zaman birey olarak görülmediğini de ifade eden Karınca, bu sorunun günümüzde de sürdüğünü kaydetti. 'SUNİ İSLAM BASKISI ALTINDAYIZ' Karınca, mahkemelerle birlikte AKP hükümeti ile birlikte kadına yönelik artan şiddettin sebeplerini de değerlendirdi. AKP döneminde başlatılan savaşın, kadına yönelik şiddeti arttırdığını söyleyen Karınca, "Ben kadına yönelik bu şiddeti savaşa bağlıyorum. Suni İslam'ın baskısı altındayız. Bütün toplumsal olaylara bu gözle bakılıyor. Hatta dış politikalar buna göre şekilleniyor. Toplum buna göre kodlanmak isteniliyor. Bu tip ideolojik duruşlar radikaldir. Egemenler eline geçirdiyse özgürlükçü değildir. Tam tersine toplumu buna göre dizayn etmek ister. Bunun özünde de şiddet var" dedi. 'DEVLET ÖZGÜRLÜKÇÜ OLSAYDI, KADINA YÖNELİK ŞİDDET OLMAZDI!' Bunları söyleyen Karınca'ya göre; toplum ne kadar demokratik, özgürlükçü ve rahat olursa ataerkil şiddet olgusu da o kadar azalır. Erkeğin, kadına dönük şiddetinin aslında şiddetin en alt tabakasının temelini oluşturduğunu ve aynı zamanda bu ideolojiden güç alan bir devlet yapısının olduğunu söyleyen Karınca, "Eğer bu devlet halkına karşı özgürlükçü olmuş olsaydı, bugün kadına yönelik şiddet olmazdı" ifadeleri kullandı. 'DEVLET KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN DURMASINI İSTEMİYOR!' Karınca, bu konuda şu önemli değerlendirmelerde bulundu: "Yukarıdan verilen en ufak bir işaret karakoldaki polisi, mahkemedeki hakimi herkesi etkiler. Çünkü herkesin gözü kulağı yönetendedir. Yöneten neyse onun uygulayıcısı da aynı şeyi yapar. Devlet gerçekten kadına yönelik şiddetin çözümü noktasında samimiyse bunu önleyebilir. Ancak ben devletin samimi olmadığını düşünüyorum. Gerçek anlamda samimi ve istekli değil. Devlet isterse kadına yönelik şiddeti ve cinayetlerini durdurabilir, ancak istemiyor. Çünkü kadının birey olarak güçlü olmasını istemiyor. Kadınlar özgür olsa o zaman farklı bir Türkiye olur, böyle yönetilemez. Bu sistem kadına aile içinde ve evde yer veriyor. Gücünü o kapalılıkta ve kadına baskıdan alıyor. Eğer bu kapalılık ve baskı ortadan kalkarsa kadınlar özgür olursa egemenler istediği yaşamı sürdüremez."
Diğer Haberler