BARODAN HABERLER

BAROMUZDAN AV. ÖMER KAVİLİ’NİN TUTUKLANMASINA SERT TEPKİ.

441 görüntülenme
06/10/2018
BAROMUZDAN AV. ÖMER KAVİLİ’NİN TUTUKLANMASINA SERT TEPKİ.

BAROMUZDAN AV. ÖMER KAVİLİ’NİN TUTUKLANMASINA SERT TEPKİ.

 BAŞKANIMIZ AV. VELİ KÜÇÜK;
 “TUTUKLANAN SAVUNMADIR, AVUKATLARDIR”
 “AVUKATLARIN HAKLARI İHLAL EDİLİYORSA, ÜLKEMİZDE KİMSENİN HUKUK GÜVENLİĞİ YOKTUR.”

Adana Baro Başkanımız Av. Veli Küçük, vekil olarak takip ettikleri davada mahkeme heyetiyle yaşanan usul tartışması sonrasında gözaltına alınan İstanbul Barosu mensubu meslektaşlarımız Av. Ömer Kavili ve Av. Nadide Özdemir’e duruşma salonunda fiziki şiddet uygulanmasına, duruşma salonundan atılmalarına, devamında Av. Ömer Kavili’nin ‘görevi yaptırmamak için direnme’ 'kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret' suçlamalarından tutuklanmasına sert tepki gösterdi.

Gözaltına alınan meslektaşımız Av.Nadide Özdemir’in adli kontrol ile serbest bırakıldığını ifade eden Av. Küçük, “Mesleğin ifasının suç sayıldığı günümüzde avukatlık tehlike altındadır. Tutuklanan savunma ve avukatlar olmuştur.

 Meslektaşımız Av. Ömer Kavilli' nin tutuklanma gerekçesinde yer alan ‘aksine ters psikoloji ile müvekkilini ve kendisini mağdur göstererek dosyada haklı çıkmaya çalıştığı’ ‘müdafiisi olduğu davayı sulandırmaya çalıştığı’ ifadelerini şaşkınlıkla karşılıyoruz. Hangi kanunda ve usulde böyle tutuklama nedenleri yer almaktadır? İstanbul Silivri’de Grup Yorum Davasının duruşmasında savunma yapan sanık konuşturulmadığı gibi meslektaşlarımız cübbeleriyle yerlerde sürüklenerek duruşma salonundan çıkarılmışlardır.

 Meslektaşlarımız gözaltına alınarak avukatlık görevleri engellenmiştir. Yaptıkları hukuksuzluklara kılıf aramaya çalışanlar savunmayı hedef almıştır.“ dedi. Baro Başkanımız Av. Veli Küçük: “Tutuklama kararında yer alan ‘amacının halkın gözünde yargıyı ve mahkemeleri itibarsızlaştırmak olduğu’, ‘adalete olan güveni sarsmayı amaçladığı’, ‘şüphelinin eylemlerinin haber niteliği taşıyarak toplumda infiale neden olduğu’ gibi niyet okuma kabilinde sudan! gerekçelere, delillerin henüz toplanmadığı, şüphelinin kaçma ve delilleri karatma ihtimalinin bulunması gibi hiçbir hukuksal karşılığı olmayan unsurlar eklenmiştir.


Avukat olmadan adil yargılama ve adalet olmaz. Avukat görevini yaparken güvence altında değilse, bilinsin ki adil yargılanma hakkı da güvencede değildir. Avukatlar görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleriyle veya müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilemezler, Avukatlar, bir mahkeme, yargı yeri veya hukuki ya da idari bir makam önünde mesleki nedenlerle bulundukları sırada veya konuyla ilgili yazılı veya sözlü taleplerinden, beyanlardan ötürü hukuki ve cezai muafiyetten yararlanır.

 Bu kurala ve düzenlemeye rağmen Mahkeme Heyeti, Savcılık ve Sulh Ceza Hakimi keyfi uygulamalar yapmıştır. Av. Ömer Kavilli hakkında duruşma salonunda yaşanan olaylar nedeniyle başlatılan soruşturma avukatın görevi ile ilgili bir soruşturma olup, öncelikle böyle bir soruşturmanın yapılabilmesi için Adalet Bakanlığından soruşturma izni alınması gerekmektedir. Avukatlık hukukuyla ilgilenmeyen, avukatı hukukçu olarak kabul etmeyen bu sakat anlayışın izin alma gereği duymadan soruşturma başlatmasıyla yetinmeden, hukuk kuralları yerine sübjektif duygu ve düşüncelerle tutuklama kararı vermiş olması bir hukuk skandalıdır.

 Sevindirici olan, bu kararın duyulmasından sonra bütün hukukçuların, avukatların, Baroların ve TBB’nin dile getirdikleri tepkiler üzerine Av. Ömer Kavili' nin 24 saat geçmeden tahliye edilmiş olmasıdır. Ancak meslektaşımız tahliye edilmiş olsa bile bu hukuksuzluğu savunmaya, avukatlık mesleğine dayatmaya çalışan, hukuku hiçe sayan zihniyetle sonuna kadar mücadele edilmeli ve keyfi uygulamalar yapan bu anlayışın cezalandırılmasının sağlanması hepimizin mesleki sorumluluğudur.

Makamda ve kürsüde savunma mesleğine ve avukata saygısı olmayan hakim ve savcıların istifa ve emeklilik sonrası avukatlık mesleğine kabullerinin engellenmesi, bunun için mutlak suretle her baro ve Türkiye Barolar Birliği tarafından meslektaşlarımızın şikayetlerinin toplandığı bir merkez oluşturulmalı ve Türkiye’nin neresinde olursa olsun bu merkeze ulaşan şikayetlerden dolayı avukatlık mesleğine müracaatları kabul edilmemelidir.

Amiyane tabirle marangoz hatasından kaynaklanan kod farkını bir üstünlük gibi kabul eden hakim ve savcılara hatırlatmak isteriz ki; HER HUKUKÇUNUN YÜKSELEBİLECEĞİ EN YÜKSEK MERTEBE AVUKATLIKTIR... Baroların ve TBB'nin öncelikli varoluş nedeni, avukatları mesleki faaliyetleri nedeniyle uğradıkları hukuksuzluklardan, baskılardan korumaktır. Şayet bir ülkede avukatların hakları ihlal ediliyorsa, hiç kimsenin hukuki güvenliğinden söz edilemez. Baroları ve TBB'yi avukatlara yönelik gözaltı ve tutuklama uygulamalarına karşı ortak eylem kararları almaya, duruşma boykotu, yürüyüş de dahil olmak üzere toplu reaksiyon göstermeye davet ediyorum. Yargılama faaliyetinin muhalefeti de savunmadır. İddiaya karşı savunma, adalete giden karar sürecinde antitez işlevi görür. Dolayısıyla yargılama faaliyetinin vazgeçilmez bir unsurudur.

Savunma hakkının kullandırılmadığı faaliyete yargılama denemez, sonucu da ne olursa olsun tatmin edici olamaz. Onun için Avukatlık Kanununun 1. maddesi avukatı "yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder" şeklinde tarif etmiştir. Bu nedenle, avukatlar kendi kişiliklerinden ziyade adil bir yargılamanın yapılması ve adaletin gerçek anlamda yaşama geçmesi için korunmalıdır. Yapılan bu adalet anlayışına ‘ters’ tutum ve sergilenen davranış akıl dışı bu despot karar hukuk devleti ilkesinin açık ihlalidir.

Yıllardır yargı bağımsızlığını hiçe sayarak, yargıya kadrolaşma mantığı ile bakan, yargıyı bir takım cemaatlerin ve dini grupların etkisine bilinçli olarak iten siyasi iktidarın ortaya çıkan bu durumdan artık ders çıkarması gerekmektedir. Yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı, hukuk güvenliği, adil yargılanma ilkesi gibi olmazsa olmaz kavramlar yaşama geçmeden ülkede hiç kimse kendini güvende hissedemez, toplumsal barış sağlanamaz.

Adaleti kendinden menkul gören bu keyfi uygulamaları yapan mahkeme heyetinin başkanı ve üyeleri, cumhuriyet savcısı, sulh ceza hakimi ve duruşmada meslektaşlarımızı darp eden kolluk görevlileri hakkında disiplin ve cezai işlemleri tüm hukukçular birlikte takip edeceğiz.

Meslektaşlarımıza geçmiş olsun diyor ve konuyu büyük bir hassasiyetle takip ettiğimiz hususunu kamuoyuna saygıyla sunarım”

Diğer Haberler