BARODAN HABERLER

BAROMUZ, ÇAĞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK KULÜBÜ’NÜN KONUĞU OLDU

774 görüntülenme
24/12/2012
BAROMUZ, ÇAĞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK KULÜBÜ’NÜN KONUĞU OLDU
Baro Başkanımız Av. Mengücek Gazi Çıtırık, Başkanlık Divanı Av. Murat Loğoğlu, Av. Veli Küçük, Av. Ümit Büyükdağ Özdemir; Yönetim kurulu üyeleri Av. Zehra Bulut ve Av. Özge İşisağ ile birlikte Çağ Üniversitesi Uluslararası Hukuk Kulübü'nün düzenlemiş olduğu konferansa katıldı. Baro Başkanımız Av. Çıtırık'ın, konuşması: "Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Geleceğin Işıklı Çiçekleri' olarak nitelediği siz Değerli Gençlere hitap edebilmenin heyecanı ve mutluluğu içerisindeyim. Bize bu fırsatı sağlayan Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığına, Uluslararası Hukuk Kulübü'ne ayrıca teşekkürlerimi sunarım. Geçen hafta Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) şiddete dönüşmeyen ve anayasanın kendilerine tanıdığı hakkı kullanan öğrencilere 'orantısız güç' kullanılması, 'ses', 'biber gazı', 'tazyikli su' ve TOMA tabir edilen araçlarıyla saldıran güvenlik güçlerini ve bunları yönetenleri esefle kınıyorum; yine bu öğrencileri yetiştiren değerli akademisyenleri haksız ve yakışıksız bir uslup kullanarak hakaret eden zihniyeti de buradan protesto ettiğimi bir kez daha açıklıyorum. Anayasanın 2. Maddesinde demokratik, laik-sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmiştir. Burası polis devleti değildir. Değerli öğrenciler, 3000 yıllık geçmişi olan mesleği icra ediyoruz. Tarihte ilk bilinen baro Atina'da kuruldu. Hür erkek kişiler avukatlık yapabilirlerdi. Dönemin ünlü hukukçuları memleketine karşı çeşitli suç işleyenleri, anne-babaya karşı saygısızlık yapanlar bu mesleği alınmazlardı. Atina'ya geldiğinizde, Sokrates'ten bahsetmemek olmaz. Atina'yı yönetici iktidar, 'Atina'nın Tanrılara inanmadığı ve gençleri yoldan çıkardığı' iddiasıyla meşhur; Beşyüzler Meclisi'nde Sokrates'i yargılarlar. "En iyi bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimi bilmektir", "Balık için su ne ise, savunma için de özgürlük odur" şeklinde tarihe geçen ve bugün kopuş savunması olarak adlandırılan ve savunmada ciddi şekilde düzeni, gücü, iktidar sahiplerini kendilerini yargılayanları suçlayan meşhur savunması vardır. Savunmasının sonunda mahkûm olacağını bilen Sokrates, savunmasını tarihe geçen şu sözlerle bitirmiştir. "Atinalılar, eğer benim çocuklarım büyüdükleri zaman, erdemden çok zenginliğe, ya da başka şeylere düşkünlük gösterecek olurlarsa, onların karşısına ben sizin karşınıza nasıl dikiliyorsam, sizler de onların karşısına dikilip uyarınızı yapın" 221'e 280 yapılan oylamayla baldıran içmek suretiyle Sokrates'in yaşamı son bulmuştur. Ama, bilinen tarihin ilk köklü savunması içerisinde akla bu gelir. Roma'ya geldiğimizde, avukata; "üstün, ayrıcalıklı, güzel konuşan" anlamına gelen Advo Catus deniyor. Avukatların müvekkilerine yapmış olduğu yardımlardan ücret almadıkları, alanların da kınandıkları dönemdir. Roma'nın tanınmış avukatlarından ve şairlerinden Ovidus, "Güzel kadınların güzelliklerini satmaları ne kadar gayriahlaki durum ise avukatların da yardımını satması da o kadar utanç vericidir." Sürece baktığımızda Fransa'nın da önemli bir yeri vardır. Bu ülkeden iki örnek vermek istiyorum; Fransız Milli Emniyeti araştırma sonunda, Alman Büyükelçiliği'nden çalınan bazı imzasız ve tarihsiz bir belgeler ele geçirir. Bu belgeler Fransız ordusuna ait bir kısım askeri sırlar içerir. Yapılan soruşturma sonucu şüpheler Yahudi asıllı Yüzbaşı Alfred Dreyfus gözaltına alınır. Dreyfus yedi yargıçtan oluşan Askeri Mahkeme'de Almanlara casusluk ettiği iddiası ile yargılanır. Yargılama sırasında Fransız Genel Kurmayı mahkemeye (GİZLİLİK KAYDI TAŞIYAN BİR BELGE) gönderir. Bu gizli belge sanık ve savunmadan gizlenerek rütbenin geri alınmasına ve ömür boyu hapse hüküm verilir. İşte aydın olabilmenin getirdiği sorumlulukla ünlü şair ve yazar Emil Zola ortaya çıkar. Zola, bir makalesinde; "Utanıyorum, suskunluktan. Siz gizlilik kaydı taşıyan belgeyle sadece o kişiyi değil. O kişinin ailesine, eşine, çocuklarına da bir kara leke, bir şerefsizlik sürmektesiniz. Gizlilik kaydıyla bu işi yaptığınızı söylüyorsunuz ama adalet duygusunun yerleşmediği yerde vatan olsa ne olur, olmasa ne olur?" diye bir itirazı olur. Yeniden yargılama sonunda Dreyfus beraat eder. Ve itibarı kendisine geri iade olunur. Avukatların gizlilik belgesiyle belgeleri göremedikleri dönemin böylelikle kapandığı, o belgelere de ulaşıldığı önemli bir yargılamadır. Bize gelindiğinde, Türkiye'nin yetiştirdiği ve İstanbul Barosu'na kayıtlı merhum Avukat Ali Haydar Özkent, Avukatın Kitabı Adlı eserinde avukatlık mesleğinin tarihsel gelişimini anlatır. Mesleğimiz Tanzimat'tan evvel arzuhalci (Müzevir) , (Ayak kavafı) olarak adlandırılırdı. Yazılı işler bu kişiler üzerinden yürürdü. 17. Yüzyılda Tanzimat ve Islahat fermanı ile birlikte Osmanlı mevzuatındaki yasal değişiklikler ve Mecellen kavramının da girmesiyle Dava vekili oldu. Türk avukatlık mesleğini düzenleyen ilk ciddi yasa 17 maddeden oluşan 20 Nisan 1924 tarihli Muhamat Kanunu'dur. Avukat ve Baro kavramının anıldığı Muhammet yani koruyucu anlamına gelen yasa 1925'le birlikte Avukatlık Yasasına dönüşmüş, 1969 bir üst yapı organı TBB oluşturulmuştur. 2001 yılında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda yapılan değişiklik ile mesleğimiz önemli kazanımlar elde etmiştir. Bugün Türkiye'de Avukatı sorun olarak gören bir zihniyet var. 'Olsa da olur, olmasa da olur.' diyebiliyorlar. Bugün Aile Mahkemelerindeki davalarda yüzde 60'ında avukat yok, adli yardım müessesinden de yararlanıldığında her 10 dosyanın 7'sinde avukat bulunmamaktadır. İş Hukukunda da dünya egemenlerinin ve onların temsilcileri olan IMF ve Dünya Bankasının ilerde dayatmaları sonucunda kıdem tazminatları fona devredildiğinde avukatların artık mesleki alanlarının kendilerine eş ve çocuklarına olan kazanç bölümlerinin yok olduğu bir dönemden gelmekteyiz. İcra Hukukunda zaten bir şey kalmadı. Avukatların halen yeşil pasaportu yok. Benim tabancam yok. olmasını da istemem ama hâkim ve savcılar yeminleriyle birlikte 100-120 lira ödeyerek arada yenilenme olmadan bu tabancaları taşıyor. Ama avukatlar, 5 yılda bir yenileme de yaparak 2780 liraya alabiliyor. Birey - yurttaşın temsilcisi olan avukatlara bu ayrışma olmamalı. Türkiye'de anayasalar hep darbe dönemlerinde hazırlanmıştır. Göstermelik olarak referandum yapılsa bile karşı bir görüşe izin yokken bu referandum ne kadar gerçekçi olur? Bugün Türkiye'de üzülerek söylemek gerekirse 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandumdan sonra adli ve idari yargıda yapılan değişikler ve yüksek yargı kuşatma altına alınarak 'yandaş yargı' oluşturulmuştur. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin kendisine engel olduğunu söyleyen bir başbakan var. Hepimiz fakültelerde okuduk. 61 anayasası yasamayı kuvvetlendiren, 82 anayasası buna tepki anayasası olduğu için yürütmeyi kuvvetlendirir. 17 kez değişikliğe uğramıştır. Bugün halen değişiklik çalışmaları yapılmaktadır. Egemenlik, kayıtsız şartsız millete aittir. Yasama TBMM'ye, yürütme yetkisi ve görevi bakanlar kurulu ve Cumhurbaşkanına, yargı yetkisi bağımsız mahkemeler aracılığıyla kullanılır. 87. Maddesinin görevleri arasında TBMM'nin bakanları kurulunu ve bakanları denetleme yetkisi var. Kişi güvenliğini ve demokrasinin güvencesi olan bir anlayıştır. Kuvvetler arasında denetleme ve denge görevi var. Demokrasi açıklığın, şeffaflığın olduğu bir anlayıştır. 10 yıldır Cumhurbaşkanı parlamentoda sayısal çoğunluğunu, mahalle muhtarları, apartman yöneticilerine kadar belirleyecek güce sahip siyasi iktidarın, 90 yıldır uygulanan parlamenter rejiminden, tek adamlığa otoriter-totaliter rejime, Türkiye'ye özgü 'başkancı sisteme' geçmek üzereyiz. Avukatlık mesleği güven ve itibar kurumudur. Elbette para kazanılacak. Ama alacağınız bir leke ile meslek yeminine aykırı olursanız, bu durum sizden sonra gelecek nesle olumsuz yansıyacak bir unsurdur. Genç meslektaşlarımıza, Avukatlık Hukuku ve Meslek Kurallarına bağlı mesleklerine icra etmelerini istiyoruz. Bu meslek ahlâk işidir. Hem eğitim, hem de disiplin kurullarımızla meslektaşlarımızın görevlerini yürütürken layıkıyla yapmalısınız" Av. Çıtırık, öğrencilerin sorularını da Başkanlık Divanı üyeleriyle birlikte cevaplandırdı. Baro Başkanımız Av. Çıtırık'a, Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yücel Ertekin tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.
Diğer Haberler