BARODAN HABERLER

23 Nisan'ın felsefesine sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız.

775 görüntülenme
22/04/2015
23 Nisan'ın felsefesine sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız.
Adana Baro Başkanı Avukat Mengücek Gazi Çıtırık, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Nedeniyle Kutlama Mesajı Yayımladı "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın felsefesine sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız. Yöneteni ile yönetileniyle bizlere düşen görev budur" 22.04.2015 95 yıl önce, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmış ve büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün rehberliğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılarak hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilân edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı mücadelesinde ne topu, ne silahı ne de parası bulunmaktaydı. Tek dayanağı Anadolu halkıydı. Anadolu halkını kurtuluş savaşı mücadelesine katmak, bu savaşa inandırmak ve meşruiyetine dayanak oluşturmak üzere TBMM'nin açılmasına ve toplumun tüm kesimlerinin de temsil edildiği bir meclis olmasına gereken önemi ve özeni fazlasıyla göstermiştir. Böylelikle Mustafa Kemal, mazlum halklara örnek teşkil edecek, bizi yutmak isteyen emperyalizme karşı ilk bağımsızlık hareketini başarıya ulaştıracak milli demokratik devrimi gerçekleştirmiştir. Egemenliğin kaynağının ne monarşide ne de oligarşi de olmadığı, egemenliğin, millette ait olup, milletin de adına yetkili organlar eliyle kullandığı önce Cumhuriyet'e sonra da demokrasiye doğru gidişin adıdır 23 Nisan. İlk kez 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada ilk kez Büyük Lider Mustafa Kemal Atatürk'ün çocuklarımıza armağan ettiği bir bayramdır. Ülkemizin 95 yıllık sürecinde, demokrasinin kural ve kurumlarıyla kökleşmesi, örgütlü topluma geçilmesi, şiddete dönüşmeyen her türlü düşüncenin örgütlenebilmesi yolunda atılan adımlar ara rejimler ve darbelerle kesintiye uğramıştır. Bugüne baktığımızda ülkemiz, ileri demokrasi (!) adı altında olağanüstü dönemlere özgü bir rejim anlayışıyla yönetilmektedir. Siyasi iktidar; kendisi gibi düşünmeyen, farklı düşünen, muhalif kişi ve kurumları hedef almakta, ötekileştirmekte,yok saymaktadır. Öğrencisinden, gazetecisine, avukatına, emekçisine kadar çok sayıda yurttaşımız sadece siyasi iktidar gibi düşünmediğinden, siyasi iktidarın politikalarını beğenmediğinden ve bunlara muhalif kaldığı için tutuklanmaktadır. Farklı görüş ve düşüncelerin kendilerini ifade etmemesi için İç Güvenlik Yasası ile ağır cezalar getirilmiştir. Demokratik cumhuriyet yerine, ülkenin rejimini değiştirecek, tek adamlığa ve totaliter yönetim anlayışına doğru gidişin yasal ve fiili uygulamaları ortadadır. Anayasaya göre Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin birliğini temsil edip, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını anayasanın uygulanmasını gözetmesi gereken Cumhurbaşkanlığı makamının, daha önce mensubu olduğu siyasi partiyle bağlarını kesmediği,partizan anlayışını devam ettirdiği, derleyen,toparlayan,birleştiren anlayış yerine, bölen,ayrıştıran ve ötekileştiren anlayışın tüm uygulamalarını sergilediği, ülkemize özgü Başkancı Sistemi istediğini açıkça dile getirdiği bir dönemdeyiz. Böylesi bir dönemde yurttaşlarımızın ortaya koyacakları irade, büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızla ilgili verileri de kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçları ile ilgili davaların sayısında 2008'den 2013'e kadar olan 5 yıllık süreçte yüzde 400 oranında artış yaşandı. Uzmanlar, adli mercilere yansımayan olaylar da göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'de 2012'de en az 660 bin cocuğun cinsel taciz ve tecavüze maruz kaldığı belirtiliyor. Türkiye'de çocuğa karşı işlenen cinsel taciz, saldırı ve istismar suçlarının 2008'de 7 bin 500, 2009'da 13 bin 812 iken; 2011'de 18 bin 334, 2012'de ise 33 bin 992 olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk işçiliği dünya ülkelerinde 168 milyonu bulurken, Türkiye'de İş Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) verilerine göre, 2014 itibarı ile çalışan çocuk sayısı 893 bin. Çocuk işçiliği yetkililer tarafından bir sorun olarak görülmezken, aynı verilere göre, 2014 yılının ilk 9 ayında 42 işçi çocuk yaşamını yitirdi. Dünyada, pek çoğu tam zamanlı çalışan, eğitim hayatından tümüyle koparılmış 168 milyon çocuk işçi bulunuyor. Bu çocukların 85 milyonunu, sağlıksız ortamlarda çalışma, kölelik ya da diğer çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini yerine getiren çocuklar oluşturuyor. Çocuk işçiliğinin yoğun olarak rastlandığı ülkeler arasında ise Türkiye, Mali, Bhutan, Burundi, Uganda, Nijer, Burkina, Etiyopya, Nepal, Ruanda, Kenya ve Pakistan gibi ülkeler yer alıyor. Türkiye İstatistik Kurumu ve UNICEF tarafından yayımlanan verilere göre, ülkemizde 320 bin çocuk işçinin çalıştığı bildirilmektedir. Bu çocuklardan 124 bininin okula devam etmediği yine bu çocuklardan 80 binin sokaklarda yaşamakta olduğu açıklanmıştır. BM Çocuk Hakları Bildirgesinin 6 . maddesi; çocuğun kişiliğinin gelişmesi için anlayış ve sevgiye gereksinimi olduğunu, bilgi, sevgi, eğitim olanaklarının maddi ve manevi olarak, aile tarafından sağlanmasında devlet güvencesi altında olduğu, her doğan çocuğa vaat edilmiştir. Ve 9. Maddesinde çocukların her türlü istismar, ihmal ve sömürüye karsı korunması, hiçbir şekilde ticaret konusu olamayacağı, çalıştırılamayacağı, hele ki fiziksel, zihinsel, ahlaki gelişmesini engelleyecek bir işe izin verilmemesi tüm dünya tarafından imza altına alınmış ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da 41 ve 42. maddelerinde, devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocuğu kendi koruması altına alır; ve çocuğun asla eğitim öğretimden yoksun bırakılamayacağı devlet güvencesindedir. SHÇEK tarafından son 5 yılda haklarında koruma kararı alınan çocukların yüzde 18,6'sının anne ve babasının ihmal ve istismarına maruz kaldığı için korumaya alındığı bildirilmiştir. 30 bin çocuğun okulla tanışamamasına neden olan eğitim sistemine getirilen 4+4+4 uygulaması, çocuk işçiliği, çocuğa yönelik şiddet, cinsel istismar vakalarının önlenebilmesi, koruyucu tedbirlerin en üst düzeyde alınması, caydırıcı cezalar ve yaptırımlar uygulanması ve kamuoyunda farkındalığın sağlanması için her türlü çaba ve çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Ülkemizde engelli çocuklarımız da bulunuyor. Bu çocuklarımıza yönelik hakların da uygulanmadığını görüyoruz. Çocukların işçi olarak çalıştırılması yasakken, iş kazalarının kurbanı olmaları işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda durumun bir başka vahim boyutunu gözler önüne seriyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın felsefesine sahip çıkmak ve yaşatmak zorundayız. Yöneteni ile yönetileniyle bizlere düşen görev budur. Tüm çocuklarımızın bu anlamlı bayramını kutluyor, bizlere bağımsız bir yurt, çağdaş bir devlet bırakan başta büyük önder Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz saygı ve gönül borcuyla anıyoruz.
Diğer Haberler